Etiket: cem karaca

Antakya eski bir anı fotografı

ANTAKYA

Antakya hakkında söylenebilecek en kısa şey “Antakya Antekyadır” ve 2 yıl gibi kısa sürede yaşama fırsatı bulduğum bu mütiş şehri hep bir şeylere benzetmeye çalıştım, dilimin ucunda olan ama o 2 yıllık süreçte bir türlü söyleyemediğim şeyi sanırım sonunda buldum “Antakya, eski bir anı fotoğrafı.”

Antakya, eski bir anı fotoğrafı çünkü, şehir eski, yollar eski, mekanlar eski, çarşısı eski, köprüsü eski ancak bu eskilik bize göre İstanbullu, Ankaralı olanlar için eski. Eski bir yapının içinde vucud bulup yaşayan her varlık olması gerektiği gibidir. Bir nesneye, insanlara, yollara, şehre eski diyen biri(ben) için eski olan Antakya değil, Antakya için yeni olan bu bey/hanımdır. Ama şehre eski diye bakan bu gözü Antakya kendine has formasyonuna sokarak onu da şehirli yapı veririr, işte o zaman anlarsın kim eski kim yeni. Artık yeni olan bu şehirli, bazı alışkanlıklardan ve kabalıktan kurtulup (herhangi bir yol ve zamanda karşıdan karşıya geçmeye karar verdiğinizde araçlar durup size yol verir, evet yol verir.) Yemek yemek için şık restoranlar çay ve kahve içmek için şık mekanların yerini 3m2 4m2 lik köftecilerin, dönercilerin, fırınların yer oturmak için boş masa veya sandalye  bulduğunuzda kendinizi şanslı addettiğiniz(ki mekanda 3 sandalye vardır) bir mekan anlamı başlar.

Yukarıda saçma sapan, yalan yanlış yazdığım her cümleyi sanırım sayfalarca anlatabilirim ancak, bu yazımda anlatmaya çalıştığım “Antakya, eski bir anı fotoğrafı” olan konumuza dönecek olursak,  5dk durup fotoğraf albümünüzden bir fotoğraf veya hatırladığınız en eski, geriye dönmek istediğiniz zaman dilimini hatırlamaya çalışın.

Hatırladığınızda sevindiğiniz, mutlu olduğunuz o an gibidir işte Antakya, sanki hayatımızda bu şehir bir yer edinmiş ve nihayet siz bu şehre ulaştığınız. İçinizi saran, sizi mutlu eden garip bir duygu kaplar, fotoğraf albümünüzden seçtiğiniz, imkan olsa da o ana geri gitsek dediğiniz o an gibi işte Antakya ve anılar sizi siz yapar.

Antakya sadece Antekyadır.

Sanırım aynı etki yaşayan Cem Karacanın anlattıkları;

Reklamlar